Konya’da bir kapıdan geçtim, kendimi Avatar’ın dünyasında buldum.
Konya’da bir kapıdan geçtim ve birkaç adım sonra bildiğim dünyayı geride bıraktım. Karşımda iplerden oluşan sıradan bir perde vardı; fakat o perdeyi araladığım anda yüzüme tropikal bir sıcaklık vurdu, etrafımı yemyeşil bitkiler sardı ve başımın üzerinden masmavi kanatlı kelebekler süzülmeye başladı.

Bir an durup kendime şu soruyu sordum: “Ben gerçekten Konya’da mıyım?” Çünkü karşımdaki manzara bir şehir gezisinden çok, Avatar filmindeki Pandora’nın büyülü dünyasına açılan gizli bir geçidi andırıyordu. Yaprakların arasından süzülen ışık, fondaki müziğin tınısı ve havada dans eden rengârenk kanatlar, gerçeklikle hayal arasındaki sınırı neredeyse ortadan kaldırmıştı.
Benim Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’ndeki hikâyem işte böyle başladı. Bir perdeyi araladım, bir adım attım ve kendimi kelebeklerin dünyasının tam ortasında buldum.
Perdeyi araladığım an yüzüme sıcak, nemli bir hava vurdu. Etrafım yemyeşil tropikal bitkilerle çevriliydi. Yaprakların arasından ışık süzülüyor, fondaki müzik hafif bir ritüelin tınıları gibi kulağımda dolaşıyordu.
Masmavi kanatlarıyla kocaman kelebekler…
Biri başımın üzerinden süzülüyor, biri bir yaprağın üzerine konuyor, diğeri önümden geçip yeşilliklerin arasında kayboluyordu.
Neredeyim ben ?
Sanki biri beni kolumdan tutup Avatar filmindeki Pandora’nın büyülü dünyasına bırakmıştı. İşte o anda içimdeki Parpali ortaya çıktı.
“Parpali” Lazcada kelebek demek. Yıllardır Gezgin Parpali olarak yollardayım ama bu kez kelebeklerin peşinden gitmiyor, onların dünyasının tam ortasında dolaşıyordum.

Bir kelebeğin içine giriyorsun
Bahçeyi gezerken öğrendiğim bir ayrıntı bu duyguyu daha da güçlendirdi: Komplekse yukarıdan bakıldığında mimarisi bir kelebeği andırıyor. Yani içeri girerken yalnızca bir bahçeye değil, adeta kocaman bir kelebeğin dünyasına adım atıyorsun.
Girişteki perde de bu hissi tamamlıyor. Bir tarafında bildiğimiz dünya, diğer tarafında tropikal bitkiler, su sesleri ve rengârenk kanatlar var. Çocukken masallarda okuduğumuz gizli kapılar gibi; araladığında karşına bambaşka bir dünya çıkıyor.
Üstelik burada gördüğün kelebeklerin hikâyesi Konya’dan çok uzaklarda başlıyor. Tropikal coğrafyalardan pupa evresinde özel koşullarda getiriliyor, dönüşümlerini burada tamamlıyor ve kozalarından çıkarak kanatlarını ilk kez açıyorlar.
Bir yanda sessizce dönüşümünü bekleyen bir pupa, birkaç metre ötede başının üzerinden süzülen rengârenk bir kelebek…

Doğanın bu mucizesine yakından tanık olunca insan ister istemez yavaşlıyor. Bahçenin büyüsü yalnızca kelebeklerin güzelliğinde değil, dönüşümün kendisini gözlerinin önünde görebilmekte.
Biraz sıcak, biraz nem, bolca hayal
İçeri girer girmez sıcaklığı ve nemi hissediyorsun. Bunun nedeni, bahçenin kelebeklerin doğal yaşam koşullarına yakın tropikal bir ortam olarak düzenlenmiş olması.
Bir süre sonra bu iklime alışıyor, dışarıdaki havayı ve şehrin gürültüsünü unutuyorsun.
Ben bir ara sadece durdum. Önümden geçen kocaman mavi bir kelebek bir yaprağa kondu, kanatlarını kapattı; birkaç saniye sonra yeniden açtığında o muhteşem mavi ortaya çııktı. Doğanın mucizesi.
Gülümsedim. Çünkü burada kontrol sende değil. Kelebek sana poz vermiyor; sen onun dünyasına misafir oluyorsun.
Kanatların arkasındaki hikâye
Gezinin bir başka durağı da Böcek Müzesi. Burada az önce hayranlıkla izlediğin kelebeklerin yaşam döngüsünü daha yakından tanıyorsun:
Yumurta…
Tırtıl…
Pupa…
Ve sonunda rengârenk kanatlarıyla bir kelebek.
Artık karşında yalnızca güzel bir kelebek değil, o kanatlara ulaşana kadar geçirdiği dönüşümün hikâyesi var.
Belki de bu yüzden burası bana seyahati hatırlattı. Bir yere gidiyor, gördüklerinle değişiyor ve dönerken yola çıktığın zamanki insan olarak dönmüyorsun. Heybene bazen bir tat, bazen bir hikâye, bazen de hiç beklemediğin bir duygu ekleniyor.
Sadece çocuklar için olduğunu düşünme
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi denildiğinde akla öncelikle çocuklu aileler gelebilir. Oysa burası yetişkinlerin de en az çocuklar kadar keyif alacağı bir yer.
Belki de yetişkinlerin zaman zaman ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur: Bir süreliğine şaşırmak, merak etmek ve etrafına çocukça bir dikkatle bakmak.
Peki nerede, nasıl
gidilir?
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, Konya’nın Selçuklu ilçesinde bulunuyor. Şehir merkezinden özel araçla ulaşım mümkün; toplu taşıma seçenekleri de var. Konya gezisi planlıyorsan rotana ekle.
Ziyaret saatleri ve giriş ücretleri dönemsel olarak değişebildiği için gitmeden önce güncel bilgileri kontrol etmekte fayda var.
Küçük bir Parpali notu: İçerisi tropikal iklim koşullarına göre sıcak ve nemli. İçeride gezi yönü ile otuz dakika bir süre yetiyor.
Bir de acele etme. Kelebeklerin arasında yürürken yavaşla; burası “gördüm, fotoğrafımı çektim, çıktım” denilecek bir yer değil.
O perdeye bir kez daha baktım
Gezinin sonunda çıkışa doğru yürürken dönüp geldiğim yere baktım. O ipli perde hâlâ oradaydı. İnsanlar perdeyi aralıyor, içeri giriyor ve birkaç saniye sonra yüzlerinde aynı şaşkınlık beliriyordu.
Ben de biraz önce tam olarak öyleydim.
Ama artık o perde benim için sıradan bir geçiş değildi. Bir tarafında gerçek dünya, diğer tarafında masmavi kanatlar, tropikal yapraklar, nemli hava ve biraz hayal vardı.
O gün Konya’da yalnızca Tropikal Kelebek Bahçesi’ni gezmedim. Küçücük bir eşikten geçip kendi Pandora’ma adım attım.
Çıkarken heybeme elbette fotoğraflar da ekledim. Ama bazı yolculuklardan fotoğraflardan fazlasıyla dönersin. Aklında bir koku, bir ses, bir renk ya da tek bir an kalır.
Benim aklımda masmavi kanatlarını açıp önümden süzülen o kelebek kaldı. Bir de o ipli perde…
Çünkü bazen hayal dünyasına geçmek için kocaman kapılara ihtiyacımız yok. Bir perdeyi aralamak yeterli.
Biraz rüya, biraz Pandora, biraz da Parpali’nin hayal dünyası…
Sevgiyle görüşmek dileğiyle,
