Yunanistan’a bir çok kez gelen bir gezgin olarak Meteora’ya yeniden gitmek benim için sıradan bir yolculuk değildi. Çünkü buraya ilk gelişimi hâlâ çok net hatırlıyorum.
İlk ziyaretimde Kalambaka’dan manastırlara doğru ilerlerken araç yolunu değil, trekking yapanların kullandığı kayalık patikayı takip ederek yukarı çıkmıştım. Açıkçası başlangıçta zorlanacağımı düşünmüştüm ama düşündüğüm kadar zor olmadı. Kayaların arasından yükseldikçe manzara değişiyor, yürüyüş bambaşka bir keşfe dönüşüyordu.

Üstelik o patika bana güzel bir dostluk da kazandırdı. Yol üzerinde Kalambakalı bir kadınla tanıştım. Kısa bir sohbetle başlayan karşılaşmamız sıcak bir dostluğa dönüştü. Seyahatlerin en güzel taraflarından biri de hiç planlamadığınız insanların hikâyenize dahil olmasıdır.
Yıllar sonra ikinci kez Meteora’ya geldiğimde bu kez aynı kayalara araçla yaklaştım. Bugün manastırların bulunduğu bölgeye özel araç, taksi veya tur araçlarıyla ulaşmak mümkün. Ancak bazı manastırlara ulaşmak için hâlâ merdivenleri çıkmanız gerekiyor.
Aracımla yukarı doğru ilerlerken gözüm zaman zaman o eski patikayı aradı. Bir zamanlar adım adım çıktığım kayalıkları uzaktan görmek, ilk yolculuğumun anılarını yeniden canlandırdı.
Ve fark ettim ki değişen yalnızca ulaşım şekli değildi; benim Meteora’ya bakışım da değişmişti. Bazı yerler vardır; ikinci kez gittiğinizde ilkinden daha fazla etkiler sizi. Meteora benim için tam olarak böyle bir yer.
Gökyüzüne asılı manastırlar
Meteora kelimesi Yunanca “havada asılı olan” anlamına geliyor. Kayaların arasına girdiğinizde bu ismin ne kadar gerçek olduğunu anlıyorsunuz.
Teselya Ovası’nın ortasında yükselen dev kaya sütunlarının üzerine yüzyıllar önce manastırlar kurulmuş. 11. yüzyıldan itibaren keşişlerin inziva için tercih ettiği bölge, özellikle 14. ve 16. yüzyıllar arasında önemli bir manastır merkezine dönüşmüş.
Bugün altı aktif manastır ziyaret edilebiliyor. Meteora, doğal ve kültürel değerleriyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Burada insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor:
“Yüzyıllar önce insanlar bu manastırları nasıl inşa etti?”
İnşaat malzemelerinin, yiyeceklerin ve diğer ihtiyaçların bu sarp kayaların üzerine nasıl taşındığını düşünmek bile başlı başına etkileyici.
Büyük Meteoron Manastırı başta olmak üzere kayaların üzerindeki yapılar, geçmişteki keşiş yaşamının izlerini taşıyor. Bugün merdivenlerle ulaşabildiğimiz bu manastırlar, yüzyıllar önce çok daha izoleydi.
Kayaların arasındaki sessizlik
Meteora’nın beni ikinci kez bu kadar etkilemesinin nedenlerinden biri de sessizliği.

Dev kayalar yükseliyor, manastırlar tepelerde duruyor, aşağıda Teselya Ovası uzanıyor. Bir süre sonra fotoğraf çekmekten çok seyretmek istiyorsunuz.
Burada insan kendisini küçük hissediyor ama bu küçüklük rahatsız edici değil. Tam tersine, doğanın karşısında insanın yerini hatırlatan bir duygu.
Selanik ve Atina’dan Meteora
Meteora’yı Yunanistan seyahatine eklemek isteyenler için ulaşım düşündüğünüz kadar zor değil.
Selanik’ten yaklaşık 228–230 kilometre uzaklıkta. Özel araçla yaklaşık 2 saat 40 dakika–3 saat süren bir yolculukla ulaşılabiliyor.
Atina’dan Kalambaka’ya ise yaklaşık 345–360 kilometre mesafe bulunuyor. Araçla yolculuk trafik ve molalara bağlı olarak yaklaşık 3–4 saat sürüyor.
Bu nedenle Selanik programına Meteora’yı eklemek oldukça kolay. Atina’dan ise biraz daha uzun bir yolculuğu göze almak gerekiyor ama bence kesinlikle değer.
Gün batımında Meteora
Meteora’da mutlaka gün batımını beklemek gerekiyor.
Güneş kayaların arkasına inerken gri görünen dev kaya sütunları renk değiştiriyor, manastırlar ışığın içinde daha da belirginleşiyor ve bütün coğrafya adeta bir tabloya dönüşüyor.
İkinci ziyaretimde aynı manzaraya yeniden baktığımda şunu düşündüm:
Bazı yerlere ikinci kez gitmek, ilk deneyimin tekrarı değildir.
İlk gelişimde trekking patikasından tırmanmış, yol boyunca yeni bir dost edinmiş ve kayaların üzerindeki manastırlara ulaşmanın heyecanını yaşamıştım. İkinci gelişimde ise aynı kayalara araçla çıktım.
Ama değişmeyen tek şey, tepede karşılaştığım manzaranın bende bıraktığı hayranlıktı.
Milyonlarca yıllık kayaların üzerinde yüzyıllardır duran manastırlar, gökyüzüne uzanan taş sütunlar ve bütün bu görkemin ortasında hissedilen o tarifsiz sessizlik…
Bazı yolculuklar gözünüzde değil, hafızanızda manzara bırakıyor. Meteora da benim için onlardan biri.
Sevgiyle görüşmek dileğiyle…
