Şennur Enginler
Köşe Yazarı
Şennur Enginler
 

Savaşın gölgesinden hayatın kıyısına: Kıbrıs’ta zamanın iki yüzü...

Kapalı Maraş’ın sessizliğinden Girne’nin canlılığına uzanan bu yolculuk, savaşın izleriyle yeniden başlayan hayatın aynı coğrafyada nasıl yan yana var olabildiğini gözler önüne seriyor. Akdeniz’in ortasında, üç kıtanın kesişim noktasında yer alan Kıbrıs, ilk bakışta güneş ve tatil ile özdeşleşse de aslında çok katmanlı bir hafızaya sahip. Bu ada, sadece bir destinasyon değil; geçmişin hâlâ hissedildiği, zamanın farklı yerlerde farklı hızlarda aktığı bir coğrafya. Dünyada savaşların hâlâ sürdüğü bir dönemde, bazı şehirler savaşın bittiği gün değil, unutulduğu gün kaybolur. Kapalı Maraş bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden biri. Bir zamanlar Akdeniz’in en gözde turizm merkezlerinden biri olan Maraş, 1974’ten bu yana zamanın askıya alındığı bir şehir gibi varlığını sürdürüyor. Savaşların süresinden daha çok  etkileri dikkat çekiyor.Yenilenme  süreleri uzun , derin ve katmanlı. Yeniden inşa etmek, yalnızca binaları ayağa kaldırmak anlamına gelmez. Asıl mesele, insanların hafızasını, güven duygusunu ve yaşamla kurduğu bağı yeniden kurabilmektir. Ve bu süreç, kimi zaman nesiller boyu devam eder. Kapalı Maraş’ta yürürken hissedilen şey yalnızca terk edilmişlik değil bence … Boş oteller, suskun sokaklar ve yarım kalmış vitrinler… Bunların her biri, bir zamanlar burada yaşanmış hayatların izlerini taşıyor . Sessizlik burada bir boşluk değil, güçlü bir anlatı. Bu yoğun ve düşündürücü atmosferin ardından rotamızı adanın başka bir yüzüne çevirelim; Girne. Girne, Kıbrıs’ın yaşayan, tam olarak nefes alan tarafı diyebilirim. Liman boyunca uzanan hareketlilik, kahkahalar, müzik ve ışıklar… Burada hayat akmaya devam eder. Şehrin simgesi olan Girne Kalesi ise bu akışın ortasında geçmişe açılan bir kapı sanki . Yüzyıllardır ayakta duran kale, yalnızca mimari bir yapı değil; içinde barındırdığı batık gemi müzesiyle tarihin derinliklerinden gelen hikâyeleri günümüze taşıyan bir simge. Girne Limanı çevresi, Kıbrıs’ın sosyal ritmini en iyi hissedebileceğiniz yeri demek doğru olur. Kafeler, restoranlar, küçük dükkânlar… Her biri bu canlılığın bir parçası. Aynı zamanda adanın alışveriş kültürüyle de dikkat çeken noktası. Bazı ürünlerdeki vergisel avantajlar ziyaretçilere cazip seçenekler sunarken; yerel üreticilerin el emeği ürünleri, Kıbrıs’ın ruhunu en samimi haliyle yansıtır. Şehrin kalabalığından uzaklaşıldığında ise bambaşka bir atmosfer karşılar ziyaretçiyi. Dağların eteklerinde yer alan İngiliz Köyü. taş sokakları ve dinginliğiyle zamanın yavaşladığı bir alan yaratır. Burada sessizlik huzurla eş anlamlı. İngizlerin yaşadığı şirin renkli sevimli küçücük bir  köy . Keskin virajlarıyla rampa yukarı doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyen zorlu bir sürüş gibi görünsede köye gelindiğinde o şirin kafede içilen yorgunluk kahvesi ve tatlılar tüm zorluğu unutturacak özellikte .. Kıbrıs’ın en merak uyandıran duraklarından biri olan Mavi Köşk ise bugün tadilat nedeniyle ziyaret edilemese de, varlığıyla bile güçlü bir hikâye anlatır. Dağların arasında, ulaşılması zor bir noktada konumlanan bu yapı; mimarisi ve hakkında anlatılanlarla dikkat çeker. Kaçış tünelleri, gizli geçitler ve stratejik detaylarla şekillenen köşk, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda geçmişin gölgelerini bugüne taşıyan bir semboldür. Konum itibarı ile en önemli özelliği bulunduğu alanın hiçbir şekilde görülmeyip adanın her noktasını görebilecek konumda olması. Savaş sonrası yaklaşık 40 yıl geçmiş durumda ama değişim ve gelişim san iki yıldır görülür halde ! Kıbrıs, tüm bu duraklarıyla tek bir gerçeği hatırlatıyor. Savaşlar sona erebilir, ancak izleri herkes için aynı hızda silinmez. Bazı şehirler yeniden doğar, bazıları ise sessizliğiyle anlatmaya devam eder. Ve belki de bu yüzden, yolculuklar sadece yeni yerler görmek için değil; anlamak, hissetmek ve hatırlamak için yapılır. Sizde benim gibi savaşlar hiç olmasa dediğinizi  duyar gibiyim … Bazen bir şehir, anlatmak için kelimelere ihtiyaç duymaz. Sessizliği yeter. Savaşların olmadığı bir dünyada yaşamak dileğiyle … seviyle  görüşmek üzere..
Ekleme Tarihi: 28 Mart 2026 -Cumartesi
Şennur Enginler

Savaşın gölgesinden hayatın kıyısına: Kıbrıs’ta zamanın iki yüzü...

Kapalı Maraş’ın sessizliğinden Girne’nin canlılığına uzanan bu yolculuk, savaşın izleriyle yeniden başlayan hayatın aynı coğrafyada nasıl yan yana var olabildiğini gözler önüne seriyor.

Akdeniz’in ortasında, üç kıtanın kesişim noktasında yer alan Kıbrıs, ilk bakışta güneş ve tatil ile özdeşleşse de aslında çok katmanlı bir hafızaya sahip. Bu ada, sadece bir destinasyon değil; geçmişin hâlâ hissedildiği, zamanın farklı yerlerde farklı hızlarda aktığı bir coğrafya.

Dünyada savaşların hâlâ sürdüğü bir dönemde, bazı şehirler savaşın bittiği gün değil, unutulduğu gün kaybolur. Kapalı Maraş bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden biri. Bir zamanlar Akdeniz’in en gözde turizm merkezlerinden biri olan Maraş, 1974’ten bu yana zamanın askıya alındığı bir şehir gibi varlığını sürdürüyor. Savaşların süresinden daha çok  etkileri dikkat çekiyor.Yenilenme  süreleri uzun , derin ve katmanlı. Yeniden inşa etmek, yalnızca binaları ayağa kaldırmak anlamına gelmez. Asıl mesele, insanların hafızasını, güven duygusunu ve yaşamla kurduğu bağı yeniden kurabilmektir. Ve bu süreç, kimi zaman nesiller boyu devam eder.

Kapalı Maraş’ta yürürken hissedilen şey yalnızca terk edilmişlik değil bence … Boş oteller, suskun sokaklar ve yarım kalmış vitrinler… Bunların her biri, bir zamanlar burada yaşanmış hayatların izlerini taşıyor . Sessizlik burada bir boşluk değil, güçlü bir anlatı. Bu yoğun ve düşündürücü atmosferin ardından rotamızı adanın başka bir yüzüne çevirelim; Girne.

Girne, Kıbrıs’ın yaşayan, tam olarak nefes alan tarafı diyebilirim. Liman boyunca uzanan hareketlilik, kahkahalar, müzik ve ışıklar… Burada hayat akmaya devam eder. Şehrin simgesi olan Girne Kalesi ise bu akışın ortasında geçmişe açılan bir kapı sanki . Yüzyıllardır ayakta duran kale, yalnızca mimari bir yapı değil; içinde barındırdığı batık gemi müzesiyle tarihin derinliklerinden gelen hikâyeleri günümüze taşıyan bir simge.

Girne Limanı çevresi, Kıbrıs’ın sosyal ritmini en iyi hissedebileceğiniz yeri demek doğru olur. Kafeler, restoranlar, küçük dükkânlar… Her biri bu canlılığın bir parçası. Aynı zamanda adanın alışveriş kültürüyle de dikkat çeken noktası. Bazı ürünlerdeki vergisel avantajlar ziyaretçilere cazip seçenekler sunarken; yerel üreticilerin el emeği ürünleri, Kıbrıs’ın ruhunu en samimi haliyle yansıtır.

Şehrin kalabalığından uzaklaşıldığında ise bambaşka bir atmosfer karşılar ziyaretçiyi. Dağların eteklerinde yer alan İngiliz Köyü. taş sokakları ve dinginliğiyle zamanın yavaşladığı bir alan yaratır. Burada sessizlik huzurla eş anlamlı. İngizlerin yaşadığı şirin renkli sevimli küçücük bir  köy . Keskin virajlarıyla rampa yukarı doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyen zorlu bir sürüş gibi görünsede köye gelindiğinde o şirin kafede içilen yorgunluk kahvesi ve tatlılar tüm zorluğu unutturacak özellikte ..

Kıbrıs’ın en merak uyandıran duraklarından biri olan Mavi Köşk ise bugün tadilat nedeniyle ziyaret edilemese de, varlığıyla bile güçlü bir hikâye anlatır. Dağların arasında, ulaşılması zor bir noktada konumlanan bu yapı; mimarisi ve hakkında anlatılanlarla dikkat çeker. Kaçış tünelleri, gizli geçitler ve stratejik detaylarla şekillenen köşk, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda geçmişin gölgelerini bugüne taşıyan bir semboldür. Konum itibarı ile en önemli özelliği bulunduğu alanın hiçbir şekilde görülmeyip adanın her noktasını görebilecek konumda olması.

Savaş sonrası yaklaşık 40 yıl geçmiş durumda ama değişim ve gelişim san iki yıldır görülür halde ! Kıbrıs, tüm bu duraklarıyla tek bir gerçeği hatırlatıyor. Savaşlar sona erebilir, ancak izleri herkes için aynı hızda silinmez. Bazı şehirler yeniden doğar, bazıları ise sessizliğiyle anlatmaya devam eder.

Ve belki de bu yüzden, yolculuklar sadece yeni yerler görmek için değil; anlamak, hissetmek ve hatırlamak için yapılır. Sizde benim gibi savaşlar hiç olmasa dediğinizi  duyar gibiyim …

Bazen bir şehir, anlatmak için kelimelere ihtiyaç duymaz. Sessizliği yeter.

Savaşların olmadığı bir dünyada yaşamak dileğiyle … seviyle  görüşmek üzere..

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.