Yaz geldi. Güneş açtı. Tatil başladı. Deniz sezonu açıldı. Mangal sezonu açıldı. Düğün sezonu açıldı.
Bir de zehirlenme sezonu açıldı. Çünkü mesele sadece sıcak hava değil.

Mesele; tavuk. Mesele; peynir.
Mesele; yoğurt. Mesele; şarküteri. Mesele; dolapta durması gereken ürünün tezgahta beklemesi.
Mesele; soğuk zincirin zincir olmaktan çıkıp, yaz sıcağında kopmuş bir ipe dönmesi.
Bir ürün düşünün. Üreticiden çıkıyor. Araca yükleniyor. Depoya giriyor. Markete geliyor. Restorana geliyor. Kafeye geliyor.
Sonra tabağımıza geliyor.
Bu yolculuğun herhangi bir noktasında sıcaklık kontrolü bozulursa, ürün bozulur.
Ama en tehlikelisi şu:
Bazen kokmaz.
Bazen rengi değişmez.
Bazen tadı bile anlaşılmaz.
İnsan da fark etmeden yer.
Sonra haberlerde izleriz.
“Bir işyerinde onlarca kişi zehirlendi.”
“Bir düğünde yüzlerce kişi hastanelik oldu.”
“Bir restoranda yedikleri yemekten sonra fenalaştılar.”
Haber gibi izleriz.
Oysa bu bir haber değildir.
Bu bir ihmal zinciridir.
Soğuk zincir bozulmuştur.
Denetim zayıflamıştır.
Sorumluluk ertelenmiştir.
“Bir şey olmaz” denmiştir.
Ve olan yine vatandaşa olmuştur. Yaz aylarında gıda güvenliği, sadece mutfak meselesi değildir.
Halk sağlığı meselesidir.
İş güvenliği meselesidir.
İşveren sorumluluğu meselesidir. Etik meselesidir.
Çünkü bozulmuş ürünü çöpe atmak maliyettir. Ama o ürünü müşteriye sunmak vicdansızlıktır.
Bir işletme sahibi için en pahalı şey, bozulan tavuk değildir.
En pahalı şey, bozulan güvendir. Bir müşteri bir kere zehirlenirse, sadece midesi bozulmaz.
O işletmeye olan inancı da bozulur. Bir çalışan yemekhane yemeğinden zehirlenirse, sadece o gün işe gelemez hale gelmez.
İşyerinin güvenlik kültürü de sorgulanır.
Gıda güvenliği, tabelaya yazılan “hijyeniktir” cümlesiyle sağlanmaz.
Termometreyle sağlanır.
Kayıtla sağlanır.
Denetimle sağlanır.
Eğitimle sağlanır.
Sorumlulukla sağlanır.
Tavuk dolapta kaç derecede bekliyor?
Peynir kaç saat dışarıda kaldı?
Yoğurt sevkiyatta hangi sıcaklıkta taşındı?
Şarküteri ürünü açıkta ne kadar süre bekledi?
Bunlar basit sorular değildir.
Bunlar hastane kapısına gitmeden önce sorulması gereken sorulardır. Yaz aylarında işletmelerin daha dikkatli olması gerekir.
Soğuk hava depoları kontrol edilmeli. Sevkiyat araçları izlenmeli. Dolap sıcaklıkları kayıt altına alınmalı.
Son tüketim tarihleri titizlikle takip edilmeli.
Çalışanlara gıda hijyeni eğitimi verilmeli.
“Bugün idare eder” anlayışı mutfaktan kovulmalıdır.
Çünkü gıda güvenliğinde “idare eder” yoktur.
Ya uygundur.
Ya değildir.
Ya güvenlidir.
Ya risklidir.
Ya insan sağlığını korursunuz.
Ya insan sağlığıyla kumar oynarsınız.
Yaz geldi. Sıcaklar arttı.
Risk büyüdü. Dolap kapağını kapatmak yetmez.Vicdan kapağını da açık tutmak gerekir.
Çünkü soğuk zincir bozulursa, sadece ürün bozulmaz.
İnsan sağlığı bozulur.
Güven bozulur.
İtibar bozulur.
Ve bazen bir tabak yemek, bir işletmenin bütün geçmişini zehirlemeye yeter.
