Şık masa örtüleri, loş ışıklar, pahalı tabaklar…
Ama bir şey asla görünmez: risk.
Çünkü biz riski hep ucuz, dağınık yerlerle eşleştiririz.

Oysa en sessiz tehlikeler, en pahalı mekânlarda yaşar.
Lüks mutfaklar daha sıcak, daha dar, daha keskindir.
Bıçaklar daha keskin, zeminler daha kaygandır.
Hata payı yoktur ama baskı çoktur.
Bir tabak düşmemelidir.
Bir servis aksamamalıdır.
Bir çalışan yorulduğunu belli etmemelidir.
İşte sorun tam burada başlar.
Güler yüzlü garsonun arkasında 12 saat ayakta kalan bir beden, buhar soluyan bir akciğer, sürekli hızlanan bir nabız vardır.
Ama müşteri bunu görmez.
Çünkü lüks, gerçeği saklamayı sever.
Birçok prestijli mekânda yangın ekipmanı “çirkin durmasın” diye geri plana atılır, acil çıkışlar dekorun içinde kaybolur.
Sonra bir kıvılcım çıkar.
Herkes şaşırır.
Oysa bu sürpriz değildir.
Bu ihmalin sonucudur.
Gerçek lüks; çalışanın vardiyadan sağ çıkmasıdır.
Bir gecenin kazasız bitmesidir.
İş sağlığı ve güvenliği yoksa, orası ne kadar pahalı olursa olsun elit değildir.
