Begüm Kurtay
Köşe Yazarı
Begüm Kurtay
 

Hayde Gidelum…

Eylül benim için sadece sonbaharın başlangıcı değil; aynı zamanda İstanbul’un enerjisini son kez doyasıya yaşama zamanı. Yazın sıcaklığı yavaş yavaş çekilirken şehir; konserler, festivaller ve birbirinden farklı etkinliklerle hâlâ canlılığını koruyor. Ay ışığında ışıklı kano deneyimi, Harbiye Açıkhava’daki konserler ve şehrin farklı noktalarındaki etkinlikler Eylül’ün ilk günlerini renklendiriyor. Ardından festival sezonu başlıyor. Kahve tutkunları için İstanbul Coffee Festival, nostalji sevenler için Festibağ keyifli alternatifler sunuyor. Ayın üçüncü haftasında Watsons Gençlik Festivali gibi büyük organizasyonlar dikkat çekerken, daha sakin bir akşam geçirmek isteyenler için caz etkinlikleri ve açık hava konserleri öne çıkıyor. Eylül’ün son günlerinde ise Atatürk Arboretumu’nda yürüyüş yapmak ya da yıldızların altında açık hava sinemasının tadını çıkarmak mümkün. Kısacası Eylül, sonbaharı karşılamanın yanı sıra İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence dolu yüzünü keşfetmek için de en güzel zamanlardan biri. Şehir yavaşlamaya hazırlanırken, biz de mevsim değişmeden onun tadını sonuna kadar çıkarabiliriz. Karadeniz Sen İstediğinde Değil, O Seni İstediğinde Gidersin… “Karadeniz sen istediğinde değil, o seni istediğinde gidersin” demişlerdi. Yıllarca ertelediğim bu yolculuk, sonunda beni Karadeniz’in büyüleyici dünyasıyla buluşturdu. Samsun’dan başlayıp Ordu, Trabzon, Rize ve Artvin üzerinden Batum’a uzanan dört günlük rota boyunca yalnızca yeni yerler değil, kendimden de izler buldum. Samsun’un tarihî duraklarından başlayarak Ordu’nun eşsiz manzaralarına, Trabzon’daki Sümela Manastırı’ndan Zigana Yaylası’na kadar uzanan ilk gün, Karadeniz’in hem tarihini hem doğasını hissettirdi. Sonraki günlerde çayın tarladan bardağa uzanan yolculuğunu gördüm, Sürmene’nin geleneksel zanaatlarını keşfettim ve Uzungöl ile Karaster Yaylası’nın nefes kesen manzaralarına tanıklık ettim. Batum’da farklı kültürlerin izlerini taşıyan sokakları gezerken, Ali ve Nino heykeli şehrin romantik yüzünü gösterdi. Ardından Borçka Karagöl, Fırtına Vadisi, Zilkale ve yaylalarla Karadeniz’in doğal güzellikleri yolculuğun en unutulmaz anlarını oluşturdu. Yerel lezzetler, yayla yaşamı ve bölgenin samimi atmosferi bu deneyimi daha da özel kıldı. Yolculuğun son günlerinde Rize bezi, telkâri ve kazaziye gibi geleneksel el sanatlarını tanıdım; çay, bal, mıhlama ve fındık gibi Karadeniz’in gastronomik değerlerini yerinde deneyimledim. Dört günün sonunda geriye sadece fotoğraflar değil, unutulmaz duygular kaldı. Karadeniz’in güzelliği yalnızca yeşilinde değil; yağmurunda, sisinde, yayla yollarında, çay kokusunda ve insanın ruhuna dokunan atmosferinde saklı. Bu yüzden Karadeniz’i anlatmak değil, yaşamak gerekiyor. Ve benim için bu yolculuğun özeti hâlâ aynı: Karadeniz sen istediğinde değil, o seni istediğinde gidersin. Karadeniz bana bir kez daha şunu öğretti; bazı yolculuklar yalnızca yeni yerler görmek için yapılmıyor. Bazen bir şehirde, bazen bir yaylada, bazen de tanımadığınız insanların kurduğu sofralarda kendinizden bir parça buluyorsunuz. Belki de bu yüzden her durakta biraz daha yavaşladım, biraz daha etrafı izledim ve anın tadını çıkarmaya çalıştım. Karadeniz insanının sıcaklığı da bu yolculuğun unutulmaz parçalarından biriydi. Çay bahçelerinde karşılaştığımız insanlar, yaylalarda sohbet ettiğimiz köylüler ve ziyaret ettiğimiz işletmelerdeki samimi karşılamalar, bölgenin güzelliğini yalnızca doğayla sınırlı bırakmıyor. Burada misafir olmak, kendinizi yabancı hissetmeden ağırlanmak demek. Şimdi geriye dönüp baktığımda aklımda yalnızca gördüğüm manzaralar değil; sislerin arasından yükselen yaylalar, çayın kokusu, dere sesleri ve her virajın ardından çıkan yeni bir keşif hissi kalıyor. Biliyorum ki Karadeniz’e bir kez gitmek yetmiyor. Çünkü oradan ayrılırken, mutlaka geri dönmek isteyeceğiniz bir neden bırakıyor.
Ekleme Tarihi: 27 Ağustos 2026 -Perşembe
Begüm Kurtay

Hayde Gidelum…

Eylül benim için sadece sonbaharın başlangıcı değil; aynı zamanda İstanbul’un enerjisini son kez doyasıya yaşama zamanı. Yazın sıcaklığı yavaş yavaş çekilirken şehir; konserler, festivaller ve birbirinden farklı etkinliklerle hâlâ canlılığını koruyor.

Ay ışığında ışıklı kano deneyimi, Harbiye Açıkhava’daki konserler ve şehrin farklı noktalarındaki etkinlikler Eylül’ün ilk günlerini renklendiriyor. Ardından festival sezonu başlıyor. Kahve tutkunları için İstanbul Coffee Festival, nostalji sevenler için Festibağ keyifli alternatifler sunuyor.

Ayın üçüncü haftasında Watsons Gençlik Festivali gibi büyük organizasyonlar dikkat çekerken, daha sakin bir akşam geçirmek isteyenler için caz etkinlikleri ve açık hava konserleri öne çıkıyor. Eylül’ün son günlerinde ise Atatürk Arboretumu’nda yürüyüş yapmak ya da yıldızların altında açık hava sinemasının tadını çıkarmak mümkün.

Kısacası Eylül, sonbaharı karşılamanın yanı sıra İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence dolu yüzünü keşfetmek için de en güzel zamanlardan biri. Şehir yavaşlamaya hazırlanırken, biz de mevsim değişmeden onun tadını sonuna kadar çıkarabiliriz.

Karadeniz Sen İstediğinde Değil, O Seni İstediğinde Gidersin…

“Karadeniz sen istediğinde değil, o seni istediğinde gidersin” demişlerdi. Yıllarca ertelediğim bu yolculuk, sonunda beni Karadeniz’in büyüleyici dünyasıyla buluşturdu. Samsun’dan başlayıp Ordu, Trabzon, Rize ve Artvin üzerinden Batum’a uzanan dört günlük rota boyunca yalnızca yeni yerler değil, kendimden de izler buldum.

Samsun’un tarihî duraklarından başlayarak Ordu’nun eşsiz manzaralarına, Trabzon’daki Sümela Manastırı’ndan Zigana Yaylası’na kadar uzanan ilk gün, Karadeniz’in hem tarihini hem doğasını hissettirdi. Sonraki günlerde çayın tarladan bardağa uzanan yolculuğunu gördüm, Sürmene’nin geleneksel zanaatlarını keşfettim ve Uzungöl ile Karaster Yaylası’nın nefes kesen manzaralarına tanıklık ettim.

Batum’da farklı kültürlerin izlerini taşıyan sokakları gezerken, Ali ve Nino heykeli şehrin romantik yüzünü gösterdi. Ardından Borçka Karagöl, Fırtına Vadisi, Zilkale ve yaylalarla Karadeniz’in doğal güzellikleri yolculuğun en unutulmaz anlarını oluşturdu. Yerel lezzetler, yayla yaşamı ve bölgenin samimi atmosferi bu deneyimi daha da özel kıldı.

Yolculuğun son günlerinde Rize bezi, telkâri ve kazaziye gibi geleneksel el sanatlarını tanıdım; çay, bal, mıhlama ve fındık gibi Karadeniz’in gastronomik değerlerini yerinde deneyimledim.

Dört günün sonunda geriye sadece fotoğraflar değil, unutulmaz duygular kaldı. Karadeniz’in güzelliği yalnızca yeşilinde değil; yağmurunda, sisinde, yayla yollarında, çay kokusunda ve insanın ruhuna dokunan atmosferinde saklı. Bu yüzden Karadeniz’i anlatmak değil, yaşamak gerekiyor. Ve benim için bu yolculuğun özeti hâlâ aynı: Karadeniz sen istediğinde değil, o seni istediğinde gidersin.

Karadeniz bana bir kez daha şunu öğretti; bazı yolculuklar yalnızca yeni yerler görmek için yapılmıyor. Bazen bir şehirde, bazen bir yaylada, bazen de tanımadığınız insanların kurduğu sofralarda kendinizden bir parça buluyorsunuz. Belki de bu yüzden her durakta biraz daha yavaşladım, biraz daha etrafı izledim ve anın tadını çıkarmaya çalıştım.

Karadeniz insanının sıcaklığı da bu yolculuğun unutulmaz parçalarından biriydi. Çay bahçelerinde karşılaştığımız insanlar, yaylalarda sohbet ettiğimiz köylüler ve ziyaret ettiğimiz işletmelerdeki samimi karşılamalar, bölgenin güzelliğini yalnızca doğayla sınırlı bırakmıyor. Burada misafir olmak, kendinizi yabancı hissetmeden ağırlanmak demek.

Şimdi geriye dönüp baktığımda aklımda yalnızca gördüğüm manzaralar değil; sislerin arasından yükselen yaylalar, çayın kokusu, dere sesleri ve her virajın ardından çıkan yeni bir keşif hissi kalıyor. Biliyorum ki Karadeniz’e bir kez gitmek yetmiyor. Çünkü oradan ayrılırken, mutlaka geri dönmek isteyeceğiniz bir neden bırakıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.