Begüm Kurtay
Köşe Yazarı
Begüm Kurtay
 

Bu yazın ruhu: Ege, Akdeniz ve sonsuz yaz akşamları...

2026 yılının yarısına geldiğimize hâlâ inanamıyorum. Resmen yazın tam ortasına giriş yapıyoruz. Yani; bronzlaşma hayalleriyle deniz-kum-güneş üçlüsüne teslim olduğumuz, buzlu limonatalarla serinlediğimiz, tekne turlarında koy koy gezdiğimiz o günler yeniden başladı. Tuzlu saçlarımızla hızlıca hazırlanıp yaz partilerine yetiştiğimiz, akşam yürüyüşlerinde elimizde dondurmalarla sahil boyunca kaybolduğumuz o yaz hissine hazır mısınız? Eğer cevabınız “evet” ise, size Ege’den Akdeniz’e uzanan keyifli bir yaz rotası bırakıyorum. Balıkesir: Çocukluk Yazlarının Adresi Balıkesir benim için yalnızca bir tatil rotası değil; çocukluk yazlarının saklandığı özel bir şehir. Akçay’dan başlayıp Edremit kıyılarına, oradan Ayvalık sokaklarına uzanan bu rota hâlâ aynı huzuru hissettiriyor. Kaz Dağları’nın serin havası, zeytin ağaçları ve taş evleri bölgeye karakter kazandırıyor. Ayvalık ise Ege ruhunu en iyi taşıyan yerlerden biri. Taş sokaklarda yürürken eski Rum evleriyle karşılaşıyor, gün batımında sahilde saatlerce oturmak istiyorsunuz. Cunda Adası, Şeytan Sofrası ve Saatli Cami mutlaka görülmesi gereken duraklar arasında. Bölgenin en güzel taraflarından biri ise sakinliği. Acele etmeden geçirilen uzun yaz akşamları burada başka hissettiriyor. Ege mutfağı da Ayvalık’ın ruhunu tamamlayan en önemli detaylardan biri. Özellikle mezeleriyle öne çıkan Bi’Küçük Meyhane, uzun akşam sofraları için harika bir seçenek. Bir kez gidenin yeniden gitmek isteyeceği türden bir yer. İzmir: Yazın En Sosyal Hali Balıkesir’den sonra rotayı tabii ki İzmir’e çeviriyoruz. Her sene en az bir kez gitmeye çalıştığım bu şehir, enerjisiyle insana hep iyi geliyor. Hatta üniversitedeki mezuniyet projemi boyoz üzerine hazırladığımı söylesem, İzmir sevgimi daha iyi anlatabilirim. Bu kez kalabalık Alaçatı yerine daha sakin bir durak olan Foça’dayız. Geçtiğimiz yıl katıldığım Öğretmenler Kampı bu yıl yeniden düzenleniyor. Gündüz deniz ve tekne turlarıyla başlayan kamp atmosferi, akşam olduğunda karaoke geceleri, canlı müzikler ve yaz partileriyle tamamen değişiyor. Sabah denize girip gece müzik eşliğinde uzun yaz akşamlarına karışmak gerçekten başka bir his. Foça’nın en unutulmaz detaylarından biri ise mutfağı. Özellikle midye tava konusunda oldukça iddialıyım; burada yediğim lezzetleri başka yerde kolay kolay bulamadım. Tatlı molası için ise adres belli: Nazmi Usta. Sakızlı dondurması yaz sıcağında tam bir kurtarıcı. Muğla: Yazın En Güzel Tonu Biraz daha güneye inip Muğla’ya geçiyoruz. Bodrum, Datça ve Dalyan; her biri bambaşka bir ruh taşıyor. Öncelikle Bodrum’la başlayalım. Hâlâ “Bodrum çok pahalı” algısının biraz abartıldığını düşünüyorum. Çünkü doğru yerleri bildiğinizde oldukça keyifli ve ulaşılabilir bir tatil yapmak mümkün. Gündüz beachlerde vakit geçirmek ya da tekne turlarında koyları keşfetmek zaten başlı başına yeterli. Ama Bodrum’un yalnızca eğlenceden ibaret olmadığını da söylemek gerekiyor. Bodrum Kalesi’nin içinde yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, taş koridorları ve batık eserleriyle oldukça etkileyici. Zeki Müren Sanat Müzesi ve Dibeklihan Kültür Köyü de şehrin kültürel tarafını görmek isteyenler için güzel seçenekler arasında. Datça ise tamamen başka bir dünya. “Acelen varsa ne işin var Datça’da?” sözünün neden söylendiğini oraya gidince anlıyorsunuz. Hayıtbükü’nde kaldığımız sakin otelden birkaç adım sonra denize ulaşmak, ağaç gölgesinde kitap okumak ve hiçbir yere yetişme telaşı hissetmemek bu bölgenin en güzel yanı. Tekin Usta’nın dondurması ve badem kurabiyeleri ise Datça klasiği olmuş durumda. Dalyan ve Antalya: Akdeniz’e Doğru Datça’dan sonra rotayı Dalyan’a çevirdim. Çünkü İztuzu Plajı, Türkiye’nin en özel kıyılarından biri. Bir tarafında nehir deltası, diğer tarafında Akdeniz var. Aynı zamanda caretta carettaların yuvalama alanı olması bölgeyi daha da özel kılıyor. Dalyan’ın en güzel yanı sakinliği. Küçük teknelerle sazlıkların arasından ilerlerken zaman gerçekten yavaşlıyor. Gün batımında turuncuya dönen nehir ve karşı kıyıdaki Kaunos Kaya Mezarları ortaya büyüleyici bir manzara çıkarıyor. Küçük bir mola için Dalyan Spirit ise keyifli bir durak olabilir. Akdeniz rotasının finali ise tabii ki Antalya. Bu şehir bana göre yalnızca bir tatil yeri değil, aynı zamanda bir yaşam enerjisi. İnsanların gün doğmadan kahvesini alıp denize açılması bile şehrin ritmini anlatmaya yetiyor. İlk kez SUP board ile gün doğumunda denize açıldığım anı hâlâ unutamıyorum. Antalya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Düden Şelalesi geliyor. Özellikle gün batımına yakın saatlerde oluşan manzara gerçekten büyüleyici. Tarih tarafında ise Side Antik Kenti ve Apollon Tapınağı yaz akşamlarının en güzel duraklarından biri. Şehir merkezinde Kaleiçi sokaklarında kaybolup Hadrian Kapısı’nın önünden geçmeden de Antalya’dan dönmeyin derim. Ege’den Akdeniz’e uzanan bu yolculuk bana bir kez daha şunu hatırlattı: Bazı şehirler yalnızca gezilmez; hissedilir, hatırlanır ve insanın içinde kalır. Umarım bu yaz sizin için de bol bol anı biriktirdiğiniz, güneşin ve denizin tadını doyasıya çıkardığınız unutulmaz bir sezon olur.
Ekleme Tarihi: 24 Mayıs 2026 -Pazar
Begüm Kurtay

Bu yazın ruhu: Ege, Akdeniz ve sonsuz yaz akşamları...

2026 yılının yarısına geldiğimize hâlâ inanamıyorum. Resmen yazın tam ortasına giriş yapıyoruz. Yani; bronzlaşma hayalleriyle deniz-kum-güneş üçlüsüne teslim olduğumuz, buzlu limonatalarla serinlediğimiz, tekne turlarında koy koy gezdiğimiz o günler yeniden başladı. Tuzlu saçlarımızla hızlıca hazırlanıp yaz partilerine yetiştiğimiz, akşam yürüyüşlerinde elimizde dondurmalarla sahil boyunca kaybolduğumuz o yaz hissine hazır mısınız? Eğer cevabınız “evet” ise, size Ege’den Akdeniz’e uzanan keyifli bir yaz rotası bırakıyorum.

Balıkesir: Çocukluk Yazlarının Adresi

Balıkesir benim için yalnızca bir tatil rotası değil; çocukluk yazlarının saklandığı özel bir şehir. Akçay’dan başlayıp Edremit kıyılarına, oradan Ayvalık sokaklarına uzanan bu rota hâlâ aynı huzuru hissettiriyor. Kaz Dağları’nın serin havası, zeytin ağaçları ve taş evleri bölgeye karakter kazandırıyor. Ayvalık ise Ege ruhunu en iyi taşıyan yerlerden biri. Taş sokaklarda yürürken eski Rum evleriyle karşılaşıyor, gün batımında sahilde saatlerce oturmak istiyorsunuz. Cunda Adası, Şeytan Sofrası ve Saatli Cami mutlaka görülmesi gereken duraklar arasında. Bölgenin en güzel taraflarından biri ise sakinliği. Acele etmeden geçirilen uzun yaz akşamları burada başka hissettiriyor.

Ege mutfağı da Ayvalık’ın ruhunu tamamlayan en önemli detaylardan biri. Özellikle mezeleriyle öne çıkan Bi’Küçük Meyhane, uzun akşam sofraları için harika bir seçenek. Bir kez gidenin yeniden gitmek isteyeceği türden bir yer.

İzmir: Yazın En Sosyal Hali

Balıkesir’den sonra rotayı tabii ki İzmir’e çeviriyoruz. Her sene en az bir kez gitmeye çalıştığım bu şehir, enerjisiyle insana hep iyi geliyor. Hatta üniversitedeki mezuniyet projemi boyoz üzerine hazırladığımı söylesem, İzmir sevgimi daha iyi anlatabilirim.

Bu kez kalabalık Alaçatı yerine daha sakin bir durak olan Foça’dayız. Geçtiğimiz yıl katıldığım Öğretmenler Kampı bu yıl yeniden düzenleniyor. Gündüz deniz ve tekne turlarıyla başlayan kamp atmosferi, akşam olduğunda karaoke geceleri, canlı müzikler ve yaz partileriyle tamamen değişiyor. Sabah denize girip gece müzik eşliğinde uzun yaz akşamlarına karışmak gerçekten başka bir his.

Foça’nın en unutulmaz detaylarından biri ise mutfağı. Özellikle midye tava konusunda oldukça iddialıyım; burada yediğim lezzetleri başka yerde kolay kolay bulamadım. Tatlı molası için ise adres belli: Nazmi Usta. Sakızlı dondurması yaz sıcağında tam bir kurtarıcı.

Muğla: Yazın En Güzel Tonu

Biraz daha güneye inip Muğla’ya geçiyoruz. Bodrum, Datça ve Dalyan; her biri bambaşka bir ruh taşıyor. Öncelikle Bodrum’la başlayalım. Hâlâ “Bodrum çok pahalı” algısının biraz abartıldığını düşünüyorum. Çünkü doğru yerleri bildiğinizde oldukça keyifli ve ulaşılabilir bir tatil yapmak mümkün.

Gündüz beachlerde vakit geçirmek ya da tekne turlarında koyları keşfetmek zaten başlı başına yeterli. Ama Bodrum’un yalnızca eğlenceden ibaret olmadığını da söylemek gerekiyor. Bodrum Kalesi’nin içinde yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, taş koridorları ve batık eserleriyle oldukça etkileyici. Zeki Müren Sanat Müzesi ve Dibeklihan Kültür Köyü de şehrin kültürel tarafını görmek isteyenler için güzel seçenekler arasında.

Datça ise tamamen başka bir dünya. “Acelen varsa ne işin var Datça’da?” sözünün neden söylendiğini oraya gidince anlıyorsunuz. Hayıtbükü’nde kaldığımız sakin otelden birkaç adım sonra denize ulaşmak, ağaç gölgesinde kitap okumak ve hiçbir yere yetişme telaşı hissetmemek bu bölgenin en güzel yanı. Tekin Usta’nın dondurması ve badem kurabiyeleri ise Datça klasiği olmuş durumda.

Dalyan ve Antalya: Akdeniz’e Doğru

Datça’dan sonra rotayı Dalyan’a çevirdim. Çünkü İztuzu Plajı, Türkiye’nin en özel kıyılarından biri. Bir tarafında nehir deltası, diğer tarafında Akdeniz var. Aynı zamanda caretta carettaların yuvalama alanı olması bölgeyi daha da özel kılıyor. Dalyan’ın en güzel yanı sakinliği. Küçük teknelerle sazlıkların arasından ilerlerken zaman gerçekten yavaşlıyor. Gün batımında turuncuya dönen nehir ve karşı kıyıdaki Kaunos Kaya Mezarları ortaya büyüleyici bir manzara çıkarıyor. Küçük bir mola için Dalyan Spirit ise keyifli bir durak olabilir.

Akdeniz rotasının finali ise tabii ki Antalya. Bu şehir bana göre yalnızca bir tatil yeri değil, aynı zamanda bir yaşam enerjisi. İnsanların gün doğmadan kahvesini alıp denize açılması bile şehrin ritmini anlatmaya yetiyor. İlk kez SUP board ile gün doğumunda denize açıldığım anı hâlâ unutamıyorum.

Antalya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Düden Şelalesi geliyor. Özellikle gün batımına yakın saatlerde oluşan manzara gerçekten büyüleyici. Tarih tarafında ise Side Antik Kenti ve Apollon Tapınağı yaz akşamlarının en güzel duraklarından biri. Şehir merkezinde Kaleiçi sokaklarında kaybolup Hadrian Kapısı’nın önünden geçmeden de Antalya’dan dönmeyin derim.

Ege’den Akdeniz’e uzanan bu yolculuk bana bir kez daha şunu hatırlattı: Bazı şehirler yalnızca gezilmez; hissedilir, hatırlanır ve insanın içinde kalır. Umarım bu yaz sizin için de bol bol anı biriktirdiğiniz, güneşin ve denizin tadını doyasıya çıkardığınız unutulmaz bir sezon olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.