Gastronomi dünyası son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşıyor. Artık sadece tabaklar değil, tabakların arkasındaki isimler de konuşuluyor. Şefler birer marka, restoranlar birer sahne, mutfaklar ise görünmeyen bir orkestraya dönüşmüş durumda. Peki bu sahnede alkışı kim hak ediyor: Şef mi, mutfak mı?
Bugün bir restorana gittiğimizde çoğu zaman menüden önce şefin adını öğreniyoruz. Sosyal medyada paylaşılan tabakların altında imzalar, televizyon programlarında öne çıkan yüzler, gastronomiyi hiç olmadığı kadar görünür kılıyor.
Bu görünürlük elbette kıymetli. Ancak sorulması gereken asıl soru şu: Gastronomi bireysel bir gösteri mi, yoksa kolektif bir üretim mi?

Bir mutfakta iyi bir servis, yalnızca yaratıcı bir şefle mümkün olmaz. O tabağın arkasında ürün tedarikçisinden komisine, pastacısından bulaşıkhanesine kadar uzanan bir emek zinciri vardır.
Lezzetin sürekliliği, standartların korunması ve misafirin mutlu ayrılması; tek bir kişinin değil, iyi işleyen bir ekibin sonucudur. Ne var ki gastronomide yükselen “şef kültü”, bu emeği çoğu zaman gölgede bırakabiliyor. Turizm perspektifinden baktığımızda ise tablo daha da netleşiyor.
Bir destinasyonu güçlü kılan şey, tek bir yıldız restoran değil; sürdürülebilir, tutarlı ve yaygın bir gastronomi kültürüdür. Şefler elbette lokomotiftir ama vagonlar olmadan tren ilerlemez. Şefin egosu mutfağın önüne geçtiğinde, ekip ruhu zedelenir; bu da uzun vadede hem işletmeye hem destinasyon imajına zarar verir.
Dünyadaki başarılı gastronomi destinasyonlarına baktığımızda ortak bir özellik görürüz: Şefler öndedir ama ekip arkadadır, sistemlidir ve görünürdür.
Mutfak disiplini, eğitim, iş bölümü ve saygı kültürü üzerine kuruludur. Çünkü gerçek başarı, bireysel alkıştan değil, kolektif hafızadan doğar.
Belki de gastronominin bugün kendine sorması gereken soru şudur: Daha çok “ünlü şef” mi istiyoruz, yoksa güçlü mutfaklar mı? Turizme katkı sağlayan, kalıcı olan ve misafirin hafızasında yer eden şey; bir isimden çok, yaşatılan deneyimin bütünüdür.
Sonuçta misafir tabağın arkasındaki egoyu değil, tabağın kendisini hatırlar. Ve o tabak, ancak iyi bir ekip varsa gerçekten konuşur.
