Antalya’yı 3 bölgeye ayırmalıyız. Birincisi merkez, ikincisi Kemer tarafı, üçüncüsü Alanya tarafı... Merkezde yürüyerek ya da toplu taşıma ile ulaşım sağlayacağınız bir listeyi hazırladım ve hemen sizlere de anlatmaya başlıyorum.
Kaleiçi

Çocukluğumun geçtiği okuldan kaçıp kaçıp kivi çayı içmeye gittiğimiz ve Antalya’nın kalbi olan Kaleiçi, tarihi ve dokusuyla hem gündüz hem de gece misafirlerini ağırlamaktadır. Selçuklu ve Osmanlı zamanından kalan mimari yapısıyla Helenistik döneme kadar uzanan tarihi ile gezilecek yerler listesinizin en başına yazabilirsiniz. Yapıların çoğu butik otele ve hediyelik eşya, kültürel mekanlar, kafeler, restoranlara dönüştürülmüştür.
İçerisinde her çeşit keyif alıp, vakit geçirebileceğiniz bir yer Kaleiçi.Gizli bahçe kafede kahve ve tavla keyfi yaşamayı, Road House’ta harika müzikler dinlemeyi, Kaleiçi meyhanesinin efsane mezelerinden tatmayı, Tudors’a gidip canlı müzikler ile “Aman sabahlar olmasın!” demeyi, Filika’da samimi sohbetler edip doyasıya eğlenmeyi, Castle Cafe’de Antalya manzarasına doymayı, Mermerli Plajında denize girmeyi sakın unutmayın. Kaleiçi semtinde Antalya Oyuncak Müzesi, Hadrian Kapısı, Yivli Minare Camii ve Kesik Minareli Camii ve Saat Kulesi bulunmaktadır. Hadi şimdi oralara gidiyoruzzz!..
Oyuncak Müzesi

Türkiye’nin üçüncü oyuncak müzesi ünvanına sahip müze, Sunay Akın tarafından kurulmuştur. İçerisinde üç binden fazla oyuncak yer almaktadır. Mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında. Müzeye giriş ücreti 6 tl dir.
Yivli Minare

Antalya’nın simgelerinin en başında yer almaktadır Yivli Minare. Çocukken ilk burayı gördüğümde beni içinde hayaletler var yaramızlık yaparsan seni yerler diye kandırdıkları detayını da buraya bırakacağım. Anadolu Selçuklu mimarisi tarafından çok önemli bir yeri olan cami, 1.Alaattin Keykubat tarafından yapılmıştır. 6 kubbeli oluşundan dolayı da alışageldiğimiz o cami formundan da baya farklıdır. 13. Yy dan beri günümüze kadar gelen cami, anadolunun ilk islam eserleri arasında yer almaktadır. Günümüzde ibadete kapalı olan cami, müze olarak kullanılmaktadır. Cami Külliyesinin ise 5 farklı bölümü bulunmaktadır. Bunlar; Atabey Armağan medreseleri, Zincirkıran Mehmed Bey ve Nigar Hatun türbeleri, mevlevihane ve hamamdan oluşmaktadır.
Hadrian Kapısı

Biz genellikle Üçkapılar deriz kendisine, zaten görür görmez de anlarsınız hem ön hem arka cephesinde dörder mermer sütunun bulunduğu üç kemerli kapı ve yanlarında iki kule bulunuyor. Normalde kapının üst kısmı da varmış ama günümüze kadar tabi ki ulaşamamış, 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyaret etmesi onuruna kenti çevreleyen sur üzerinde inşa edilmiş. 1882 de gün yüzüne kavuşan kapı, 1959’da büyük bir restorasyon ve araştırma sayesinde alt katı da sergilenmek için uygun hale getirilmiş.
Kapı eski dönemlerde pek ilgi çekmemiş gezginler tarafından bahsedilmemiş, en detaylı şekilde tanımlanması 1882 yılında kenti ziyarete gelen Lanckoronski olmuş. Sonrasında Mutasarrıf Tuhan Paşa’nın talimatlarıyla sur ve duvarlar yıkılmış böylelikle kapının yarısı görünmüş. Geri kalan kısmı ise kazılırken maalesef gerçek sütunlar devrilmiş, yerine piramit biçiminde taştan payandalar eklenmiş. 1959’daki büyük restorasyonda bu payandalar kaldırılmış ve ilk haline benzer nitelikte beyaz mermerden yeni sütunlar konulmuş.
Günümüzde kapının iki yönünden yaya geçişi müsait ayrıca hem etrafı yeşillik hem de ziyaretçilerin dinlenebilmesi için oturma alanları bulunuyor. Kaleiçi’ne doğru ise eski şehirle uyumunu korumak açısından zemine taş döşenmiş. Böylelikle çevresi, Hadrian Kapısı’nın tarihine uyumlu hale gelmiş. Siz de kahvenizi alıp yudumlarken kapının etrafında biraz soluklanabilir ve mimarisini inceleyebilirsiniz.
Saat Kulesi

Kalekapısının hemen girişinde yer almaktadır. Yivli minare ile hemen hemen yakındırlar. Güzel bir fotoğraf karesi ile ikisi aynı karede yer alabilir.
Kesik Minare

Antalya’nın simgeleri arasında yer alan Kesik Minare Kaleiçi’nin göbeğinde yer almaktadır. Tarihine baktığımızda ilk önce Kilise olarak kullanılmıştır. Daha sonrasında İkinci Beyazıtın oğlu tarafından camiye çevrilmiştir. Kesik minare denilmesinin sebebi; 19.yy’da büyük bir yangın çıkmış ve Minarenin Büyük bir kısmı yanmıştır ve kubbe tarafı yok olmuştur. Bu yüzden tekrar restore edilerek ismi Kesik minare olarak kalmıştır. DEVAM EDECEK...
