Ancak Türkiye’de hâlâ eğitim sistemi büyük ölçüde tek tip başarı anlayışı üzerine kuruludur. Oysa her çocuk aynı değildir; her zihin aynı yönde parlamaz.
Yetenek Her Çocukta Vardır, Ama Her Zaman Keşfedilmez
İlköğretim çağındaki çocuklar; el becerisi, görsel algı, ritim, organizasyon, liderlik, teknik merak veya üretme isteği gibi çok farklı yetenekler gösterebilir. Bu yetenekler doğru yönlendirilmediğinde zamanla körelir, çocuk “başarısız” etiketiyle sistem dışına itilir.
Oysa erken yaşta yapılan gözlem ve yönlendirme çalışmalarıyla çocuk;
- Mutfağa,
- Zanaata,
- Sanata,
- Teknik alanlara,
- Hizmet sektörüne doğal bir geçiş yapabilir.
Bu noktada meslek edindirme kursları, yalnızca yetişkinlere yönelik değil; çocukların yeteneklerini fark etmelerine olanak sağlayan rehber sistemler olarak ele alınmalıdır.
Meslek Edindirme Kursları Bir “Son Çare” Değil, Bir Gelecek Planıdır

Toplumda meslek kursları çoğu zaman “okuyamayanların yolu” gibi algılanır. Bu bakış açısı hem yanlıştır hem de zararlıdır. Oysa gelişmiş ülkelerde mesleki eğitim;
- Prestijlidir,
- Planlıdır,
- İstihdamla doğrudan bağlantılıdır.
Bir çocuğun küçük yaşta mutfağa ilgisi varsa, bu ilgi:
- Atölye çalışmalarıyla,
- Uygulamalı eğitimlerle,
- Ustalarla temas kurularak güçlendirilmelidir. Böylece meslek, tesadüfen değil bilinçli bir seçimle inşa edilir.
Eğitim – Usta – Sektör İş Birliği Şart
Meslek edindirme sürecinin başarılı olabilmesi için üç temel yapı birlikte çalışmalıdır:
1. Eğitim kurumları (okullar, halk eğitim merkezleri),
2. Sektör temsilcileri (şefler, zanaatkârlar, işletmeler),
3. Yerel yönetimler ve mesleki dernekler.
Bu iş birliği sayesinde kurslar yalnızca belge veren değil, hayata hazırlayan merkezlere dönüşür.
Erken Yönlendirme, Güçlü Toplum
İlköğretimden itibaren yeteneklerine göre yönlendirilmiş bireyler:
- Mesleğini sever,
- Üretir,
- Ülke ekonomisine katkı sağlar,
- Mutsuz iş gücü oluşturmaz.
Bugün nitelikli eleman açığı konuşuluyorsa, çözüm yarının yetişkinlerinde değil; bugünün çocuklarında gizlidir.
Sonuç: Her Çocuk Bir Cevherdir
Eğitim sistemimizin temel sorusu şu olmalıdır:
“Bu çocuk neyi iyi yapıyor?”
Bu soruya verilen doğru cevaplar; işsizliği azaltır, mesleki saygınlığı artırır ve toplumun üretim gücünü yükseltir. Meslek edindirme kursları ve erken yetenek keşfi, yalnızca bireysel değil ulusal bir kalkınma meselesidir.
