1950’li yılların başında yaşanan Kore Savaşı’nın ardından ülke Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı.
Kuzey’de verimli topraklar yeterince değerlendirilemezken, Güney Kore’nin dağlık yapısı ve uzun deniz kıyıları, mutfağını pirinç ve deniz mahsulleri üzerine kurmasına zemin hazırladı. Bu coğrafya, Korelilerin beslenmesinde pirincin ve okyanusun hediyelerinin merkezde yer almasını sağladı.

Koreliler yüzyıllardır yemek kültürünü bir sanat olarak görmüş, sofrayı sadece karın doyurma aracı değil, aynı zamanda denge ve uyum felsefesi olarak değerlendirmiştir. Geleneksel Kore sofrasında tüm yemekler aynı anda masaya gelir; tek bir “ana yemek” yoktur. Bu sunum tarzı, masanın bir güneş sistemi gibi düzenlenmesini simgeler. Bu düzen, hem görsel bir şölen hem de felsefi bir mesaj taşır.
Kore sofrasının en çarpıcı özelliklerinden biri beş renk prensibidir: Kırmızı, sarı, yeşil, siyah ve beyaz. Bu renkler sadece estetik değil, aynı zamanda sağlık ve dengeyi temsil eder. Yemeklerde mutlaka bu beş rengi görmek isterler. Aynı şekilde beş tat da sofranın vazgeçilmezidir: Tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umami. Umami genellikle deniz mahsulleri, fermente ürünler ve soya bazlı soslarla elde edilir.
Kore mutfağının ikonik lezzetlerinden bazıları şunlardır:
Kimbap: Genellikle suşiyle karıştırılsa da oldukça farklıdır. Kimbapta malzemeler (salatalık, havuç, yumurta, et vb.) genellikle pişirilir veya sote edilir. Pirinç susam yağıyla tatlandırılır, nori yaprağına sarılır. Pratik, taşınabilir ve doyurucu bir yemektir.
Bibimbap: “Karıştırılmış pirinç” anlamına gelir. Sıcak (genellikle taş kapta) servis edilen bu yemekte pirinç, çeşitli sote sebzeler, et, yumurta ve gochujang sosu bir araya gelir. Hep birlikte karıştırılıp yenir; paylaşımcı ve birleştirici ruhu yansıtır.
Japchae: Tatlı patates nişastasından yapılan şeffaf noodle’larla hazırlanan bu yemek, sebzeler ve bazen etle sotelenir. Bayramlarda ve özel günlerde sofraların vazgeçilmezidir; hafif tatlımsı sosuyla dengeli bir lezzet sunar.
Kore usulü tavuk (yangnyeom chicken): Nişastayla kaplanıp iki kez kızartılan tavuk, tatlı-acı soslarla kaplanır. Gece hayatının ve buluşmaların favorisidir.
Dakgalbi: Sebzeler ve pirinç kekleriyle birlikte acı soslu tavuk. Özellikle Chuncheon şehrinde festivallere konu olur.
Bulgogi: İnce dilimlenmiş etin (genellikle dana) zencefil, sarımsak, susam yağı, şeker ve karabiberle marine edilip sebzelerle sotelenmesi. Tatlı-tuzlu dengesiyle çok sevilir.
Bu mutfağın temel taşları arasında pirinç, yosun, zencefil, sarımsak, susam yağı ve soslar yer alır.
Kore sofrasına oturduğunuzda, sadece yemek yemiyor; bir uyum, denge ve paylaşım felsefesine ortak oluyorsunuz. Belki de bu yüzden gönülleri fethetmeyi başarıyor. Afiyet olsun!
