İstanbul Riva’da yer alan dünyanın üçüncü, Avrupa’nın ise en büyük film platosu olma özelliğini taşıyan Bozdağ Film Platosu’nu ziyaret ettim. “Diriliş Ertuğrul”, “Kuruluş Osman” ve “Destan” gibi dizilere ev sahipliği yapan Bozdağ Film Platoları, çok sayıda ülkeden Türk dizisi hayranlarını ağırlıyor. Hollywood ile yarışır büyüklüğe sahip platoya hayran kaldım. Tarihin izlerini taşıyan böylesi güzel bir yere hayran kalmamak imkansız. Yaklaşık 200 dönümlük arazide kurulan platolar misafirlerini tarihe götürüyor. Tekrar tekrar izlediğim dizilerin çekim alanlarını yerinde görmek benim için unutulmaz bir andı. Platonun içinde Anadolu lezzetlerinin sunulduğu Söğüt 1299 Restoranı, geleneksel ürünlerin satıldığı çarşı, cam atölyesi, geleneksel kıyafetlerle fotoğraf çektirme ve demir dövme alanları bulunuyor.
Bozdağ Film Platoları Yiyecek İçecek Direktörü şef Hüseyin Bölük’ün davetlisi olarak ziyaret ettiğim Söğüt 1299 Restoran’da, Selçuklu, Osmanlı ve kadim Anadolu mutfağının eşsiz lezzetlerini “Yaşayan Mutfak” konseptiyle misafirlere sunuluyor. Bölük, yerli ve yabancı konuklara Türk kültürüne dair yemek sunumu yaptıklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Orta Asya’dan Anadolu kapılarına gelmeden önce yoğurt ve kuzu eti tüketiyoruz. Daha sonra Selçuklu’ya geldiğimizde artık yavaş yavaş bizim mutfağımıza sebzeler girmeye başlıyor. Bol kıymalı sebze yemekleri ve deniz ürünleri gelmeye başlıyor. Tatlının, tuzlunun, o farklı kültürlerin de harmanlanmasıyla beraber zengin Osmanlı mutfağı ortaya çıkıyor.
Misafirlere, kadim Türk kültürünün incelik ve nezaket hikayelerini anlatarak, eşsiz bir gastronomi deneyimi sunduklarını dile getiren Bölük, şunları kaydetti: “Bizim çoğu yemeğimiz 800 yıllık tarifler. Bunların hepsinde tuz da var, baharat da var. Anadolu’dan çok farklı lezzetler, soğuk başlangıçlar, ana yemekler, ara sıcaklar... Salatayı at arabasıyla getirip zerzevatçı kültürünü anlatıyoruz. Kendi yetiştirdiği yeşillikleri, meyveleri, sebzeleri, eski İstanbul sokaklarında at arabasıyla dolaşarak satan zerzevatçıları anlatıyoruz. Misafirler bizi yönlendiriyor, kendi damak tadına göre sosu ve garnitürü seçerek güzel bir salata ortaya çıkarıyor. Ara sıcaklarımızı kara kazanla getiriyoruz. Tatlılar değirmenine geliyor, değirmenciliği anlatıyoruz.”
Bölük, insanların sunumlardan etkilendiğine işaret ederek, “Köy hayatını bilen, köye en azından tatillerde gitmiş insanlar çok etkileniyor. Sunumları yaparken ağlayan çok misafir gördüm. Çocukluğundan bir şeyler buluyorlar. Yabancılar da imece kültüründen çok etkileniyor. Hatta bir keresinde uzun yıllar Meksika’da yaşamış Romanyalı bir misafirimizden imece kültürünün Meksika’da hala devam ettiğini öğrendim. Geçen gün Meksikalı bir misafir geldi, ona da sordum, teyit ettim. Biz de bu sunumları yaparken çok şey öğreniyoruz.” dedi.
Platoların ziyaret edilen mekanları, İnegöl Kalesi, Ürgenç Çarşısı, Marmaracık Kalesi, Yenişehir Çarşısı, Kulucahisar Kalesi, Harzemşah Sarayı, Söğüt ve Kayı Obası bölümlerinden oluşuyor.
İnteraktif etkinlikler sayesinde platoların ziyaretçileri, tarihi yaşayarak öğrenme imkanı yakalayabiliyor. Kayı Obası’nda ziyaretçiler geleneksel Türk kostümleriyle fotoğraf çektirebilirken, aynı zamanda at binme, Türk zanaat ürünlerinin yapımını izleme ve Kayı halkının günlük yaşantısını inceleme gibi faaliyetlerde bulunabiliyor.
Ziyaretçiler, beğeniyle izledikleri dizilerin setini görmenin yanı sıra oyuncularla tanışma ve sohbet etme imkanı yakalıyor.
Söğüt alanında ise ziyaretçiler, geleneksel şerbet ve kahve içebilecekleri yerlerde vakit geçirebiliyor, hediyelik dükkanında geleneksel kostümler satın alabiliyor.
Bozdağ Film Platoları, Türkiye’nin birçok ilinden gelenlerin yanı sıra ağırlıklı olarak Orta Doğu, Orta Asya, Afrika, Balkan ve Latin Amerika ülkelerinden çok sayıda konuk ağırlıyor.
Ben mekan ve lezzetlerini çok beğendim. Sizde tarihi yaşamak ve lezzetleri yerinde denemek isterseniz muhakkak ziyaret etmelisiniz. Sevgilerimle