Baharın gelişi sadece doğanın uyanışı değil, aynı zamanda sofralarımızın da renklendiği, unutulmaya yüz tutan lezzetlerin yeniden gün yüzüne çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde ülkemizde ve dünyada gastronomi festivalleri artış gösterir. Ancak bu festivallerin esas amacı sadece bir ticari kazanç sağlamak olmamalı. Asıl hedef, geleneksel mutfak kültürünü yaşatmak, coğrafi işaretli ürünleri tanıtmak ve özellikle de kadın üreticilere hak ettikleri alanı açmak olmalıdır.
Gastronomi festivalleri, bir ülkenin mutfak mirasını dünya çapında tanıtmanın en güçlü yollarından biri. Yerel üreticiler, şefler, yemek kültürüne gönül verenler ve biz influencerlar, bu sürecin bir parçasıyız. Ancak bu sadece bireysel bir çaba ile sınırlı kalmamalı. Belediyeler, ticaret odaları, turizm bakanlıkları gibi kurumların da destek vermesi gerekir. Çünkü bu festivaller sadece bir yemek şöleni değil, aynı zamanda kültürel değerlerimizi koruma ve geleceğe aktarma mücadelesidir.
Özellikle kadın üreticilerin bu festivallerde daha fazla yer alması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü mutfağın asıl taşıyıcısı, gelenekleri nesilden nesile aktaran en önemli figürlerimiz kadınlarımızdır. Evde çocuklarına yemek yapmayı öğreten annelerden, yerel kurslarda geleneksel tarifleri paylaşan usta kadınlara kadar bu kültürel mirası yaşatanlar onlardır. Bu yüzden kadın üreticiler ve şefler için daha fazla alan açılmalı, onların emekleri görünür kılınmalıdır.
Coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı da gastronomi festivallerinin en önemli amaçlarından biri olmalıdır. Çünkü bu ürünler, bir yörenin kimliğini, toprağının ve ikliminin sunduğu eşsiz lezzetleri temsil eder. Bir zeytinyağı, bir peynir, bir baharat sadece bir gıda ürünü değil, aynı zamanda o bölgenin tarihini ve kültürünü anlatan bir hikayedir.
Bu festivaller, bireysel çabaların birleştiği, farklı kültürlerin bir araya gelip sinerji yarattığı, lezzetlerin ve insanların buluştuğu özel etkinliklerdir. Ticari kazançtan çok, bir kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği ön planda tutulmalıdır. Bahar aylarıyla birlikte bu güzel atmosferi soluyarak, gastronomi festivallerine daha bilinçli bir şekilde yaklaşmalı ve bu değerli organizasyonlara gereken desteği vermeliyiz. Çünkü lezzetlerimiz sadece damaklarda değil, kültürümüzde de iz bırakıyor.
Baharın tazeliğini ve gastronominin birleştirici ruhunu hissettiğimiz bu günlerde, sofralarınızın bereketle, kalplerinizin sevgiyle dolmasını dilerim. Ağız tadıyla, sağlık ve huzur içinde bir bayram geçirmenizi temenni eder, herkese mutlu bayramlar dilerim.