Güllü Konakları ve Martı Hemithea’da gastronomi, doğa ve tarih ile Sonbahar

Mekanlar 20.08.2026 - 18:58, Güncelleme: 20.08.2026 - 18:58 10233 kez okundu.
 

Güllü Konakları ve Martı Hemithea’da gastronomi, doğa ve tarih ile Sonbahar

Türkiye’nin köklü turizm markası Martı Hotels & Marinas, sarı yazın dingin atmosferinde misafirlerini Güllü Konakları ve Martı Hemithea ile Ege ve Akdeniz’in doğa, tarih ve gastronomi odaklı özgün hikâyelerini keşfetmeye çağırıyor.
Şirince’nin tarihi taş sokaklarında yer alan Güllü Konakları, “çiftlikten sofraya” uzanan gastronomi yaklaşımıyla Ege’nin yerel ruhunu çağdaş bir yorumla sunarken; Marmaris Hisarönü’nün turkuaz sularında yer alan Martı Hemithea ise lüksü doğayla bütünleşen rafine bir yaşam biçimi olarak sunuyor.  Yaz kalabalığının geride kaldığı, havanın yumuşadığı ve doğanın altın tonlara büründüğü sarı yaz dönemi, Ege ve Akdeniz’i keşfetmenin en özel zamanlarından biri olarak öne çıkıyor. Denizin hala sıcaklığını koruduğu, günlerin ise daha huzurlu bir ritme kavuştuğu bu mevsim; doğayla, tarihle ve yerel lezzetlerle bağ kurmak isteyenlere benzersiz bir atmosfer vadediyor. Martı Hotels & Marinas, Şirince’nin tarihi dokusundaki Güllü Konakları ve Marmaris Hisarönü Körfezi’ndeki Martı Hemithea ile konuklarını bölgenin kendine özgü ritmini hissetmeye davet ediyor. Şirince’de Sonbahar: Zamanın Yavaşladığı Tarihi Dokuda Bir Kaçış  Sonbaharın dinginliğiyle zamanın adeta durduğu Şirince; taş sokakları, zeytinlikleri ve bağlarıyla mevsimin sıcak renklerine bürünüyor. Güllü Konakları, bu sakin ritmin tam merkezinde, geçmişin izlerini günümüzün rafine konforuyla harmanlıyor. Tarihi konağın taş ve ahşap dokusu doğanın renk paletiyle bütünleşerek zamansız bir ruh yaratırken; her biri bir çiçek ismiyle anılan özgün odalar, bahçe manzaraları ve samimi atmosferleriyle konaklamayı kişiselleştiriyor. Sonbahar, Şirince’nin hem doğasını hem de köklü mirasını keşfetmek için en ideal dönem olarak öne çıkıyor. Bağlar ve zeytinlikler arasında yapılan keyifli yürüyüşler; Efes Antik Kenti, Artemis Tapınağı ve Meryem Ana Evi’ne uzanarak doğayla tarihin kucaklaştığı özel bir keşif rotası sunuyor.  Güllü Konakları ve Zeste: Mevsimin Bereketi Sofrada Sanata Dönüşüyor Şirince’de doğanın renkleri altın sarısına dönerken, 100 yılı aşkın geçmişe sahip tarihi Güllü Konakları’nın mutfağında da mevsimin tazeliği hissediliyor. Doğayla uyumlu “sessiz lüks” anlayışını dinginlik ve lezzet odaklı deneyimlerle birleştiren konak, yenilenen Zeste Restoran ile Ege’nin köklü mutfak kültürünü sofraya taşıyor.  Şef Sinan Karaahmet liderliğindeki Zeste’nin mutfak felsefesini; ürüne saygı, mevsimsellik ve yerel üretim oluşturuyor. Otelin kendi seraları, bostanları, zeytinlikleri ve bağlarından elde edilen mahsuller, çevredeki üreticilerden sağlanan taze ürünlerle buluşarak “Çiftlikten Sofraya” yaklaşımının temelini oluşturuyor. Ege’nin köklü lezzet hafızasını yalın bir yorumla tabağa yansıtan Zeste’de menü, Şirince’nin toprağıyla kurulan ilişkinin bir yansıması olarak şekilleniyor. Mevsimin sunduğu ürünlere göre değişen mutfak; Ege’nin otlarını, zeytinyağını, bağ ürünlerini ve yerel lezzetlerini özgün bir yorumla misafirlerine sunuyor. Bu gastronomik yolculuğa, Türkiye’nin saygın someliyerlerinden Osman Pekin danışmanlığında hazırlanan ve terroir duygusu güçlü şaraplardan oluşan özel bir seçki eşlik ediyor.  Zeytin Hasadı: Ege’nin Binlerce Yıllık Kadim Ritüeli Güllü Konakları’nda sonbaharın en heyecan verici dönemi ise şüphesiz zeytin hasadı zamanı. Ege’nin kadim zeytin kültürünü yaşatmak amacıyla düzenlenen hasat, geleneksel bir tarım faaliyetinin ötesine geçerek büyüleyici bir ritüele dönüşüyor. Misafirler güne zeytinliklerde başlayarak dalındaki ürünün toplanmasından sıkımhaneye ve sofraya uzanan tüm yolculuğuna birebir tanıklık ediyor. Hasat sonrasında kurulan neşeli sofralar, gerçekleştirilen tadımlar ve zeytinyağı sohbetleri bu kültürün hikâyesini derinleştiriyor. Tesisin kendi zeytinliklerinden elde edilen zeytinyağı, Zeste mutfağının temel taşını oluşturarak hem soğuk hem de sıcak reçetelerde başrolü üstleniyor. Rehberli zeytinlik gezileri, tadım etkinlikleri ve butik workshop’lar sayesinde konuklar, yalnızca zeytini tatmakla kalmıyor; insanla doğa arasındaki asırlık bağın bir parçası haline geliyor. Sarı Yazın Denizle Buluştuğu Masalsı Rota: Martı Hemithea Ege ve Akdeniz’in birleştiği Marmaris Hisarönü Körfezi’nin eşsiz doğasında yer alan Martı Hemithea, sarı yaz döneminde deniz ve doğa tutkunlarına ayrıcalıklı bir kaçış imkanı sağlıyor. Turkuaz koyların sakinliği, sarıya çalan çam ormanlarının renk cümbüşü ve antik çağların izleriyle çevrili tesis; denizle iç içe, dingin bir yaşam anlayışını merkeze alıyor. Adını sağlık ve güzellik tanrıçası Hemithea’dan alan otelin çevresindeki Roma dönemi kalıntıları, geçmişin büyüsünü bugünün lüksüyle buluşturuyor. Mitolojik hikayelerden ilham alan 30 özel oda ise bu atmosferi tamamlıyor. Periler tanrıçasının zarafetini taşıyan Melarin Deluxe odalardan aşk tanrıçasının romantizmini yansıtan Afrodit Grand Deluxe’e, güneş tanrıçasının enerjisini soluyan Arinna Premium Süitler’den Hisarönü’nü üç yönden kucaklayan Tower Presidential Süit’e kadar her detay, lüksün en rafine hâlini göz önüne seriyor. Seçkin Lezzetler ve Kesintisiz Deniz Keşfi Martı Hemithea’da gastronomi, konaklama deneyiminin en güçlü ayağını oluşturuyor. Şef Sinan Karaahmet yönetimindeki mutfak ekibi; Club Mistral ve Yacht Club bünyesinde Ege ve dünya mutfağının seçkin örneklerini çağdaş dokunuşlarla hazırlıyor. Bu özgün sofra kültürü, Osman Pekin tarafından mevsimlik menülere eşlik etmek ve kıyı gastronomisini zenginleştirmek üzere titizlikle hazırlanan özel bir şarap programıyla tamamlanıyor. Sarı yazın sunduğu en büyük ayrıcalıklardan biri olan sakin denizin keyfi, Martı Hemithea’da daha özel bir şekilde yaşanıyor. Tesisin Martı Marina & Yacht Club ile bütünleşen mimarisi sayesinde misafirler, karadan denize kesintisiz geçiş yaparak Ege’nin bakir koylarına açılan keşif turlarıyla tatillerini zenginleştirebiliyor. Doğanın ve Tarihin Kucağında Yeniden Nefes Alın Farklı coğrafyalarda yer almalarına rağmen Güllü Konakları ve Martı Hemithea ortak bir felsefede buluşuyor: Doğanın ritmine saygı duymak, yerel kültürel mirası yaşatmak ve konaklamayı unutulmaz bir yaşam deneyimine dönüştürmek. Biri tarihi taş evlerin, zeytinliklerin ve Ege gastronomisinin; diğeri ise denizin, çam ormanlarının ve mitolojinin anlatısını sunan bu iki özel adres; herkesi Eylül ayıyla birlikte Ege’nin altın mevsimini; denizin dinginliği, zeytinin bereketi ve sofraların lezzeti eşliğinde yaşamaya davet ediyor.
Türkiye’nin köklü turizm markası Martı Hotels & Marinas, sarı yazın dingin atmosferinde misafirlerini Güllü Konakları ve Martı Hemithea ile Ege ve Akdeniz’in doğa, tarih ve gastronomi odaklı özgün hikâyelerini keşfetmeye çağırıyor.

Şirince’nin tarihi taş sokaklarında yer alan Güllü Konakları, “çiftlikten sofraya” uzanan gastronomi yaklaşımıyla Ege’nin yerel ruhunu çağdaş bir yorumla sunarken; Marmaris Hisarönü’nün turkuaz sularında yer alan Martı Hemithea ise lüksü doğayla bütünleşen rafine bir yaşam biçimi olarak sunuyor. 

Yaz kalabalığının geride kaldığı, havanın yumuşadığı ve doğanın altın tonlara büründüğü sarı yaz dönemi, Ege ve Akdeniz’i keşfetmenin en özel zamanlarından biri olarak öne çıkıyor. Denizin hala sıcaklığını koruduğu, günlerin ise daha huzurlu bir ritme kavuştuğu bu mevsim; doğayla, tarihle ve yerel lezzetlerle bağ kurmak isteyenlere benzersiz bir atmosfer vadediyor. Martı Hotels & Marinas, Şirince’nin tarihi dokusundaki Güllü Konakları ve Marmaris Hisarönü Körfezi’ndeki Martı Hemithea ile konuklarını bölgenin kendine özgü ritmini hissetmeye davet ediyor.

Şirince’de Sonbahar: Zamanın Yavaşladığı Tarihi Dokuda Bir Kaçış 

Sonbaharın dinginliğiyle zamanın adeta durduğu Şirince; taş sokakları, zeytinlikleri ve bağlarıyla mevsimin sıcak renklerine bürünüyor. Güllü Konakları, bu sakin ritmin tam merkezinde, geçmişin izlerini günümüzün rafine konforuyla harmanlıyor. Tarihi konağın taş ve ahşap dokusu doğanın renk paletiyle bütünleşerek zamansız bir ruh yaratırken; her biri bir çiçek ismiyle anılan özgün odalar, bahçe manzaraları ve samimi atmosferleriyle konaklamayı kişiselleştiriyor.

Sonbahar, Şirince’nin hem doğasını hem de köklü mirasını keşfetmek için en ideal dönem olarak öne çıkıyor. Bağlar ve zeytinlikler arasında yapılan keyifli yürüyüşler; Efes Antik Kenti, Artemis Tapınağı ve Meryem Ana Evi’ne uzanarak doğayla tarihin kucaklaştığı özel bir keşif rotası sunuyor. 

Güllü Konakları ve Zeste: Mevsimin Bereketi Sofrada Sanata Dönüşüyor

Şirince’de doğanın renkleri altın sarısına dönerken, 100 yılı aşkın geçmişe sahip tarihi Güllü Konakları’nın mutfağında da mevsimin tazeliği hissediliyor. Doğayla uyumlu “sessiz lüks” anlayışını dinginlik ve lezzet odaklı deneyimlerle birleştiren konak, yenilenen Zeste Restoran ile Ege’nin köklü mutfak kültürünü sofraya taşıyor. 

Şef Sinan Karaahmet liderliğindeki Zeste’nin mutfak felsefesini; ürüne saygı, mevsimsellik ve yerel üretim oluşturuyor. Otelin kendi seraları, bostanları, zeytinlikleri ve bağlarından elde edilen mahsuller, çevredeki üreticilerden sağlanan taze ürünlerle buluşarak “Çiftlikten Sofraya” yaklaşımının temelini oluşturuyor.

Ege’nin köklü lezzet hafızasını yalın bir yorumla tabağa yansıtan Zeste’de menü, Şirince’nin toprağıyla kurulan ilişkinin bir yansıması olarak şekilleniyor. Mevsimin sunduğu ürünlere göre değişen mutfak; Ege’nin otlarını, zeytinyağını, bağ ürünlerini ve yerel lezzetlerini özgün bir yorumla misafirlerine sunuyor. Bu gastronomik yolculuğa, Türkiye’nin saygın someliyerlerinden Osman Pekin danışmanlığında hazırlanan ve terroir duygusu güçlü şaraplardan oluşan özel bir seçki eşlik ediyor. 

Zeytin Hasadı: Ege’nin Binlerce Yıllık Kadim Ritüeli

Güllü Konakları’nda sonbaharın en heyecan verici dönemi ise şüphesiz zeytin hasadı zamanı. Ege’nin kadim zeytin kültürünü yaşatmak amacıyla düzenlenen hasat, geleneksel bir tarım faaliyetinin ötesine geçerek büyüleyici bir ritüele dönüşüyor. Misafirler güne zeytinliklerde başlayarak dalındaki ürünün toplanmasından sıkımhaneye ve sofraya uzanan tüm yolculuğuna birebir tanıklık ediyor. Hasat sonrasında kurulan neşeli sofralar, gerçekleştirilen tadımlar ve zeytinyağı sohbetleri bu kültürün hikâyesini derinleştiriyor.

Tesisin kendi zeytinliklerinden elde edilen zeytinyağı, Zeste mutfağının temel taşını oluşturarak hem soğuk hem de sıcak reçetelerde başrolü üstleniyor. Rehberli zeytinlik gezileri, tadım etkinlikleri ve butik workshop’lar sayesinde konuklar, yalnızca zeytini tatmakla kalmıyor; insanla doğa arasındaki asırlık bağın bir parçası haline geliyor.

Sarı Yazın Denizle Buluştuğu Masalsı Rota: Martı Hemithea

Ege ve Akdeniz’in birleştiği Marmaris Hisarönü Körfezi’nin eşsiz doğasında yer alan Martı Hemithea, sarı yaz döneminde deniz ve doğa tutkunlarına ayrıcalıklı bir kaçış imkanı sağlıyor. Turkuaz koyların sakinliği, sarıya çalan çam ormanlarının renk cümbüşü ve antik çağların izleriyle çevrili tesis; denizle iç içe, dingin bir yaşam anlayışını merkeze alıyor.

Adını sağlık ve güzellik tanrıçası Hemithea’dan alan otelin çevresindeki Roma dönemi kalıntıları, geçmişin büyüsünü bugünün lüksüyle buluşturuyor. Mitolojik hikayelerden ilham alan 30 özel oda ise bu atmosferi tamamlıyor. Periler tanrıçasının zarafetini taşıyan Melarin Deluxe odalardan aşk tanrıçasının romantizmini yansıtan Afrodit Grand Deluxe’e, güneş tanrıçasının enerjisini soluyan Arinna Premium Süitler’den Hisarönü’nü üç yönden kucaklayan Tower Presidential Süit’e kadar her detay, lüksün en rafine hâlini göz önüne seriyor.

Seçkin Lezzetler ve Kesintisiz Deniz Keşfi

Martı Hemithea’da gastronomi, konaklama deneyiminin en güçlü ayağını oluşturuyor. Şef Sinan Karaahmet yönetimindeki mutfak ekibi; Club Mistral ve Yacht Club bünyesinde Ege ve dünya mutfağının seçkin örneklerini çağdaş dokunuşlarla hazırlıyor. Bu özgün sofra kültürü, Osman Pekin tarafından mevsimlik menülere eşlik etmek ve kıyı gastronomisini zenginleştirmek üzere titizlikle hazırlanan özel bir şarap programıyla tamamlanıyor.

Sarı yazın sunduğu en büyük ayrıcalıklardan biri olan sakin denizin keyfi, Martı Hemithea’da daha özel bir şekilde yaşanıyor. Tesisin Martı Marina & Yacht Club ile bütünleşen mimarisi sayesinde misafirler, karadan denize kesintisiz geçiş yaparak Ege’nin bakir koylarına açılan keşif turlarıyla tatillerini zenginleştirebiliyor.

Doğanın ve Tarihin Kucağında Yeniden Nefes Alın

Farklı coğrafyalarda yer almalarına rağmen Güllü Konakları ve Martı Hemithea ortak bir felsefede buluşuyor: Doğanın ritmine saygı duymak, yerel kültürel mirası yaşatmak ve konaklamayı unutulmaz bir yaşam deneyimine dönüştürmek.

Biri tarihi taş evlerin, zeytinliklerin ve Ege gastronomisinin; diğeri ise denizin, çam ormanlarının ve mitolojinin anlatısını sunan bu iki özel adres; herkesi Eylül ayıyla birlikte Ege’nin altın mevsimini; denizin dinginliği, zeytinin bereketi ve sofraların lezzeti eşliğinde yaşamaya davet ediyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve favorilezzetler.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.