Şehir, tarihi dokusuyla modern yaşamı aynı potada eritiyor.
İlk duraklardan biri mutlaka Aziz Sava Katedrali olmalı. Balkanlar’ın en büyük Ortodoks kilisesi olan bu görkemli yapı, dış mimarisiyle olduğu kadar içindeki mozaikleriyle de insanı etkiliyor.

Şehrin simgelerinden Kalemegdan Kalesi ise Sava ve Tuna’nın birleştiği noktayı panoramik olarak görebileceğiniz, Belgrad’ın en büyüleyici manzaralarından birine ev sahipliği yapıyor. Gün batımında buradan şehri izlemek, gezinin en keyifli anlarından biri oluyor.
Şehrin kalbi sayılan Knez Mihailova Caddesi alışveriş, kafeler ve sokak atmosferiyle Belgrad’ı hissetmek için ideal. Bu cadde üzerindeki Princess Puff, puf puf kremalı tatlılarıyla mutlaka denenmesi gereken bir durak.

Burger severler için KP Burger net bir öneri: porsiyonlar aşırı doyurucu, lezzet ise beklentinin üstünde.
Belgrad’dan kısa bir yolculukla ulaştığım Novi Sad’da Gondola Restaurant’ta yediğim cevapi ise Balkan mutfağının en güzel örneklerinden biriydi — bol porsiyon, tam doygunluk.

Ve tabii Nikola Tesla Müzesi… Elektrik lambası deneyiminde elektriği adeta hissetmek inanılmazdı. Tesla’nın dünyasına yakından dokunmak Belgrad gezisinin en unutulmaz anlarından biri oldu. Kısacası Belgrad; tarihi, lezzet durakları ve eşsiz deneyimleriyle kesinlikle keşfedilmeyi hak eden bir şehir.
